Öldükten sonra muteber olmak kaydile verilen vekâletnamelerin müekkilin vefatı halinde hükmü bakî olup olmadığı ve bunlarla olunacak muamele bazı idarelerimizden sorulması üzerine yüksek vekâlet makamile cereyan eden muhabere neticesini havi tezkereye ekli olarak gelen temyiz mahkemesi tevhidi içtihat heyeti umumiyesinin 3 Temmuz 1940 tarih ve 30 esas numaralı karar suretinde:
“Borçlar Kanununun 397 nci maddesinde gerek vekilin gerek müvekkilin ölümile ve ehliyetinin zevali veya iflâsile vekâletin nihayet bulması hakkındaki hüküm, hilâfının mukaveleden veya işin maiyetinden anlaşılması kaydiyle takyid edilmiş olmasına göre tevhidi iştihadı mucip olan hadiselerde olduğu gibi müvekkilin ölümünden sonra dahi mutasarrıf olduğu gayrimenkul malını tapu dairesinde şahsı ahara bey ve ferağa dair vukubulan vekâletin devam edeceği iki taraf arasında muteber surette mukavele edilmiş ise müvekkil öldükten sonra da vekilin salâhiyetleri devam edeceğine, fakat azil hakkı ölünün kanunî haleflerine intikal etmiş olacağından mirası red etmemiş olan mirasçılar tarafından azil olunabileceğine birinci içtimada sülüsan ekseriyet hasıl olmadığından ikinci iştimada mutlak ekseriyetle karar verildi.”
denilmektedir.
Binaenaleyh, bundan sonra idarelerimizce sözü geçen kaydı ihtiva eden vekâletnameler ile vukubulacak taleplerin müvekkilin mirasını red etmemiş bulunan kanunî halefleri tarafından azil vuku bulmadıkça kabulü ve keyfiyetin mülhakat tapu sicil muhafız ve memurlarına da tamimen tebliği temenni olunur.
T.K.Ü.M.